Bel Fıtığı (Lomber Disk Hernisi) Nedir? Bel fıtığı, tıbbi adıyla lomber disk hernisi, omurlar arasındaki disklerin dış tabakasının zayıflaması veya yırtılması sonucu iç kısımdaki jel benzeri maddenin sinir köklerine baskı yapmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.
Bel Fıtığı Nedenleri Nelerdir? Bel fıtığının oluşumunda birçok faktör etkili olabilir. Diskler dışı sert, içi yumuşak bir yapıya sahiptir ve yaş ilerledikçe içerdikleri sıvı azalarak güçlerini kaybederler. Bel fıtığının başlıca nedenleri şunlardır:
Kontrolsüz ve ani hareketler
Ağır yük kaldırmak
Uzun süre sabit pozisyonda oturma veya ayakta kalma
Şiddetli travmalar
Omurgayı zorlayacak hareketler veya sporlar
Omurga çevresindeki kasların zayıflığı
Fazla kilo veya gebelik döneminde alınan kilolar
Kadınlar ve erkeklerde benzer sıklıkta görülmekle birlikte, risk faktörleri nedeniyle bazı kişilerde daha fazla ortaya çıkabilir.
Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir? Bel fıtığının en sık görülen belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Ağrı genellikle ani başlar ve günler veya haftalarca sürebilir. Fıtık ilerledikçe farklı semptomlar da ortaya çıkabilir:
Bel, bacak ve kalçaya yayılan ağrı
Uyuşukluk ve karıncalanma hissi
Sinirlere baskı durumunda güçsüzlük, yürümede veya oturmada zorluk
Omurgada bir tarafa eğilme
İleri vakalarda idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon kaybı
Belirtiler hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Bu nedenle uzun süren ve şiddetlenen ağrılarda bir uzmana başvurulmalıdır.
Bel Fıtığı Tanısı Nasıl Konulur? Bel fıtığının teşhisi için uzman bir hekime başvurulmalıdır. Teşhis sürecinde şu adımlar izlenir:
Hastanın nörolojik muayenesi
Manyetik rezonans görüntüleme (MR), bilgisayarlı tomografi (BT)
Sinir hasarının değerlendirilmesi için elektromiyografi (EMG)
Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir? Çoğu hastada cerrahi müdahale gerekmeksizin, ilaç, fizik tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi konservatif yöntemlerle tedavi sağlanabilir. Ancak, şiddetli ağrı, ilerleyici nörolojik kayıplar veya konservatif tedavilere yanıt alınamayan durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Cerrahi Dışı Yöntemler:
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
Ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar
Steroid enjeksiyonları
Egzersiz programları
Kısa süreli korse kullanımı
Bu yöntemlerle iyileşme sağlanamazsa ve sinir baskısına bağlı fonksiyon kaybı ortaya çıkarsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Cerrahi Yöntemler:
1. Açık Diskektomi: Geleneksel cerrahi yöntemlerden biri olan açık diskektomi, günümüzde teknolojik gelişmelerle birlikte daha az tercih edilmekledir.
2.Mikrodiskektomi: Günümüzde en yaygın kullanılan bel fıtığı cerrahi yöntemlerinden biridir. Mikroskop kullanılarak gerçekleştirilir.
3.Endoskopik Diskektomi: En gelişmiş ve en güncel cerrahi tekniklerden biri olan endoskopik diskektomi, minimal invaziv bir yaklaşımla gerçekleştirilir. Bu yöntemde, hastanın bel bölgesine yaklaşık 5 mm’lik iki kesi yapılır ve endoskop yardımıyla ameliyat gerçekleştirilir. Kas dokusunun kesilmesine gerek kalmadan, kaslar arasından ilerlenerek fıtık bölgesine ulaşılır. Genellikle hasta ameliyat sonrası çok daha hızlı bir iyileşme süreci geçirir.
Unutulmamalıdır ki, cerrahi tedavi seçeneği son çare olup, hastanın yaşam kalitesini artırmayı ve sinir basısını ortadan kaldırmayı hedefler.
📞 Detaylı bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçin.
Omurilik Kanal Darlığı (Spinal Stenoz) Nedir?
Omurilik kanal darlığı, omurilik kanalının daralması sonucu omurilik ve sinir köklerinin sıkışmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Genellikle bel ve boyun bölgesinde görülür, daha nadir olarak sırt bölgesinde de gelişebilir. Omurilik kanalını oluşturan kemik ve bağ dokularındaki yaşa bağlı dejenerasyon, bu darlığın en yaygın nedenlerinden biridir.
Omurilik Kanal Darlığının Belirtileri Nelerdir?
📌 Bel Bölgesindeki Kanal Darlığı Belirtileri:
Bel ağrısı
Tek veya her iki bacakta ağrı, uyuşma ve karıncalanma
Yürürken bacaklarda ağrı, kasılma ve kramplar
İleri vakalarda bacaklarda güç kaybı
İdrar veya büyük abdest tutamama
📌 Boyun Bölgesindeki Kanal Darlığı Belirtileri:
Boyun ağrısı (daha nadir görülür)
Tek veya her iki kolda ağrı, uyuşma ve güç kaybı
Ellerde veya kollarda kasılma ve kramplar
İleri düzeyde yürüme bozukluğu ve denge kaybı
Omurilik Kanal Darlığı Nasıl Teşhis Edilir?
Hastanın öyküsü ve klinik muayenesi sonrasında röntgen, MR ve BT gibi görüntüleme yöntemleri ile kesin tanı konur.
Omurilik Kanal Darlığında Tedavi Seçenekleri
🔹 İlaç ve Fizik Tedavi: Hafif ve orta düzey vakalarda ağrı kesici ilaçlar, kas gevşeticiler, fizik tedavi uygulamaları ve özel egzersizler önerilebilir.
🔹 Minimal İnvaziv Yöntemler: Sinir köklerine uygulanan enjeksiyonlar bazı hastalarda şikayetleri hafifletebilir.
🔹 Cerrahi Müdahale: İleri derecede darlıklarda omurilik ve sinirler üzerindeki baskıyı kaldırmak için ameliyat gereklidir. Endoskopik yani kapalı olarak yapılan dar kanal ameliyatında ileri derecede bel kayması eşlik etmiyorsa, sadece daralan alanlar genişletilir ve platin kullanmaya gerek kalmaz. Ancak, ileri derece bel kaymasının eşlik ettiği omurilik kanal darlığı vakalarında stabilizasyon sağlamak için yine kapalı yöntemle platin (vida ve çubuk sistemleri) uygulanması gerekebilir. Boyun bölgesindeki darlıklarda ise genellikle omurganın arka tarafından girişim yapılarak vidasız olarak kanal genişletilir.
Ameliyat Sonrası Süreç
✔ Ameliyattan 5 saat sonra hasta yürütülür.
✔ Bacak veya kollardaki ağrılar büyük oranda azalır veya geçer.
✔ Hastanede kalış süresi genellikle 1 gündür.
✔ İyileşme süreci ve normal yaşama dönüş oldukça hızlıdır.
✔ Bacak veya kollardaki ağrılar büyük oranda azalır veya geçer.
✔ Hastanede kalış süresi genellikle 1 gündür.
✔ İyileşme süreci ve normal yaşama dönüş oldukça hızlıdır.
Omurilik kanal darlığı yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Erken tanı ve uygun tedavi ile ağrılarınızdan kurtulabilir, günlük yaşamınıza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçin.
****************************************************************************************
Boyun Fıtığı Nedir?
Boyun omurları arasında yer alan disklerin özellikle travma ve yaşlanmaya bağlı olarak yırtılması sonucu omurilik ve sinir köklerine baskı yapması durumudur.
Boyun Fıtığı Kimlerde Görülür? Kimler Daha Fazla Risk Altındadır?
📌 Boyun fıtığı en sık 20-40 yaş aralığında görülür.
📌 Sürekli bilgisayar veya telefon ekranı karşısında çalışanlar risk altındadır.
📌 Ağır yük kaldıran kişilerde, uzun süre öne eğik pozisyonda çalışanlarda, travma geçirenlerde ve sigara tüketenlerde görülme riski daha fazladır.
📌 Sürekli bilgisayar veya telefon ekranı karşısında çalışanlar risk altındadır.
📌 Ağır yük kaldıran kişilerde, uzun süre öne eğik pozisyonda çalışanlarda, travma geçirenlerde ve sigara tüketenlerde görülme riski daha fazladır.
Özellikle ofis çalışanlarında ve uzun süre masa başında çalışanlarda yanlış duruş nedeniyle boyun düzleşmesi (lordoz kaybı)gelişebilir. Bu durum, omurgadaki yük dağılımını bozarak boyun fıtığının oluşumuna zemin hazırlar.
Boyun Fıtığının Belirtileri Nelerdir?
Boyun fıtığı olan hastaların en büyük şikayeti, kola yayılan ağrıdır ve karıncalanmadır. Kola yayılan ağrı sıklıkla boyun ağrısından önce veya aynı anda başlar. Boyun, kol ve sırtta hissedilen ağrı öksürme, hapşırma veya ıkınma sırasında artar. Özellikle boynu hareket ettirirken ağrı, eğilme ve dikelme gibi hareketlerde boyun, sırt ve kürek kemiği ağrısı, omuz, kol ve parmaklarda uyuşma ya da karıncalanma, baş dönmesi ve uğultu gibi kulak çınlamaları boyun fıtığı için tipik belirtilerdir.
Boyun fıtığı belirtileri şunlardır:
Özellikle omuzlardan kuvvet almayı gerektiren yük taşımalarında boyun ve omuz ağrısı
Eğilme ve dikelme gibi hareketlerde zorlanma ve ağrı
Genellikle tek kol, omuz, el ve parmaklarda uyuşma ve karıncalanma
Baş dönmesi, kulak çınlaması ve gözün önünde hareler
Öksürme, hapşırma ve ıkınma gibi eylemlerde boyun ve kolda ağrının artması
Kaslarda güç kaybı
Boyun Fıtığı Nasıl Teşhis Edilir?
👨⚕️ Boyun fıtığı tanısında hastanın detaylı öyküsü ve fiziksel muayenenin önemi çok büyüktür ve sadece bunlarla tanı koymak bile mümkündür ancak görüntüleme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir.
Bunun ardından şu görüntüleme yöntemleri kullanılır:
✔ Direkt Röntgen: Boynun açısını ve kemiklerdeki kireçlenmeyi (osteofitler) gösterir.
✔ Bilgisayarlı Tomografi (BT): Kemik yapıları daha detaylı inceler ve kemiklerin omuriliğe baskı yapıp yapmadığını gösterir.
✔ Manyetik Rezonans (MRG): Boyun fıtığının kesin teşhisinde en güvenilir yöntemdir. Fıtığın derecesi ve sinir sıkışmasının boyutu net olarak belirlenir. Gerekli olan durumlarda sinir elektrosu tetkiki (EMG) çekilir.
✔ Bilgisayarlı Tomografi (BT): Kemik yapıları daha detaylı inceler ve kemiklerin omuriliğe baskı yapıp yapmadığını gösterir.
✔ Manyetik Rezonans (MRG): Boyun fıtığının kesin teşhisinde en güvenilir yöntemdir. Fıtığın derecesi ve sinir sıkışmasının boyutu net olarak belirlenir. Gerekli olan durumlarda sinir elektrosu tetkiki (EMG) çekilir.
Boyun Fıtığında Tedavi Seçenekleri
Boyun fıtığı tedavisi eğer hastalık hafif şiddette ise istirahat, stresten uzak bir yaşam, ağrı kesici ilaçlar, boyun fıtığı egzersizleri ve fizik tedavi ile yapılır. Ancak boyun ve kol ağrıları ilaç ve fizik tedaviye rağmen geçmiyorsa, hastaların kollarında uyuşukluk, kuvvet azlığı varsa tedavi olarak ameliyat tercih edilecektir.
Günümüzde boyun fıtığı ameliyatları mikrocerrahi yöntemi ile tedavi edilmektedir. Uygun vakalarda Endoskopik yöntemle boynun arkasından girilerek siniri sıkıştıran fıtık parçası çıkarılmaktadır. Bu modern yöntem sayesinde kaslara zarar verilmeden, sadece fıtığa müdahale edilmekte, hasta ertesi gün taburcu olarak gündelik hayata devam edebilmektedir.
Boyun fıtığı tedavisinde erken teşhis ve doğru müdahale ile yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.
📞 Detaylı bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçin.
Bel Kayması (Spondilolistezis)
Omurların birbiri üzerinde öne ya da arkaya doğru yerdeğiştirmesidir. Bu kayma sıklıkla bel bölgesinde olduğu için yaygın olarak ‘bel kayması’ adıyla alınır. Daha nadiren boyun omurlarında da oluşabilir. Omurga yapısı vücudu ayakta tutan en önemli temel yapılardan biridir ve bel omurları en fazla yük taşıyan bölgedir. Doğuştan gelen yapısal farklılıklar, yaşlanma, travmalar ve aşırı zorlanmalar bel kaymasına neden olabilir. Genellikle L4 ve L5 omurlarından birinin öne veya arkaya kaymasıyla ortaya çıkar. Erkeklerin fiziksel aktivite seviyeleri daha fazla olduğu için erkeklerde bayanlardan daha sık rastlanır. Çocukluk çağında 7-10 yaşlarında fiziksel aktivitenin artması ile görülme sıklığı artmaktadır.
Bel Kaymasının Tipleri Nedir?
Doğuştan gelen bel kayması: Aslında omurgaları üst üste, birbiri ile uygun pozisyonda tutan kemik yapıların, doğuştan gelen gelişme bozukluğu nedeniyle meydana gelir. Yani iki omurga arasındaki bağlantı zayıftır. Başlangıçta çoğunlukla şikâyet oluşturmaz ancak çocuğun aktivitesi arttıkça ya da erişkin döneme ulaşınca bulgu vermeye başlar.
Sonradan oluşan bel kayması: Omurganın kireçlenmesine bağlı veya tekrarlayan aşırı yüklenmeler sonrası ortaya çıkabilir
Bel Kaymasında Uyarıcı Belirtiler Hangisidir?
Birçok insan belinde kayma olmasına rağmen şikâyetsiz bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmektedir. Yani bel kayması her zaman belirti vermez. Çoğu kez başka nedenlerle çekilen filmlerde tesadüfen rastlanır. Bununla beraber birkaç semptom bel ağrısında uyarıcı olabilir.
Egzersiz sonrası bel bölgesinde ağrı
Bel çukurluğunun artması
Bir veya iki bacakta ağrı ve/veya güçsüzlük
İdrar ve dışkılama kontrolünün zayıflaması
İlerlemiş bel kaymalarında ayakta durma ve yürümenin bozulması (paytak yürüme).
Bel Kaymasının Tipleri Nedir?
Doğuştan gelen bel kayması: Aslında omurgaları üst üste, birbiri ile uygun pozisyonda tutan kemik yapıların, doğuştan gelen gelişme bozukluğu nedeniyle meydana gelir. Yani iki omurga arasındaki bağlantı zayıftır. Başlangıçta çoğunlukla şikâyet oluşturmaz ancak çocuğun aktivitesi arttıkça ya da erişkin döneme ulaşınca bulgu vermeye başlar.
Sonradan oluşan bel kayması: Omurganın kireçlenmesine bağlı veya tekrarlayan aşırı yüklenmeler sonrası ortaya çıkabilir
Bel Kaymasında Uyarıcı Belirtiler Hangisidir?
Birçok insan belinde kayma olmasına rağmen şikâyetsiz bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmektedir. Yani bel kayması her zaman belirti vermez. Çoğu kez başka nedenlerle çekilen filmlerde tesadüfen rastlanır. Bununla beraber birkaç semptom bel ağrısında uyarıcı olabilir.
Egzersiz sonrası bel bölgesinde ağrı
Bel çukurluğunun artması
Bir veya iki bacakta ağrı ve/veya güçsüzlük
İdrar ve dışkılama kontrolünün zayıflaması
İlerlemiş bel kaymalarında ayakta durma ve yürümenin bozulması (paytak yürüme).
Bel Kayması Neden Olur?
Omurların aşırı zorlanması,
Doğuştan gelen yapısal farklılıklar,
Yaşlanmaya bağlı değişiklikler,
Travmalar,
Önceki bel ameliyatları sonrası dikkatsizlikler
Bel Kayması Kimlerde Görülür? Ağır işlerde çalışanlar, ağır spor yapanlar ve ailesel yatkınlığı olan bireyler risk altındadır.
Bel Kayması Nasıl Teşhis Edilir? Hastanın öyküsü ve klinik muayenesi sonrasında röntgen, MR ve BT gibi görüntüleme yöntemleri ile kesin tanı konur.
Bel Kaymasının Tedavisi Nasıldır?
İlaç tedavisi: Ağrının şiddetine bağlı olarak ağrı kesici ve kas gevşeticiler önerilir. Kaymaya bağlı siniri bası altında kalan ve buna bağlı sinir ağrısı olanlarda gabapentin içeren ilaçlar başlanır. Çok şiddetli ağrılarda narkotik ağrı kesiciler uygulanır.
Egzersiz: karın,bel ve kalça bölgesi kaslarını güçlendiren egzersizler önerilir.
Fizik tedavi: masaj, soğuk/sıcak uygulama, elektrik uygulama, ultrasound gibi tedaviler uygulanabilir.
İstirahat: Sıklıkla ağrının yoğun olduğu 2-3 gün uygulanır. Uzun süreli yatak istirahati önerilmez.
Korse: Özellikle ağrılı dönemlerde, tekrarlayan travmaya bağlı omurgada kırık oluşan hastalarda kırık iyileşene kadar veya ameliyat sonrası korse kullanılabilir.
Bel Kaymasının Tedavisi Nasıldır?
İlaç tedavisi: Ağrının şiddetine bağlı olarak ağrı kesici ve kas gevşeticiler önerilir. Kaymaya bağlı siniri bası altında kalan ve buna bağlı sinir ağrısı olanlarda gabapentin içeren ilaçlar başlanır. Çok şiddetli ağrılarda narkotik ağrı kesiciler uygulanır.
Egzersiz: karın,bel ve kalça bölgesi kaslarını güçlendiren egzersizler önerilir.
Fizik tedavi: masaj, soğuk/sıcak uygulama, elektrik uygulama, ultrasound gibi tedaviler uygulanabilir.
İstirahat: Sıklıkla ağrının yoğun olduğu 2-3 gün uygulanır. Uzun süreli yatak istirahati önerilmez.
Korse: Özellikle ağrılı dönemlerde, tekrarlayan travmaya bağlı omurgada kırık oluşan hastalarda kırık iyileşene kadar veya ameliyat sonrası korse kullanılabilir.
Cerrahi: Cerrahi tedavinin 3 hedefi mevcuttur; Kayma sonucu ezilen sinirin rahatlatılması, Omurganın eski yapısına kavuşturulması ve Omurganın sabitlenmesidir. Bel kaymasında kayan omurgaların sabitlenmesi ve o pozisyonda dondurulması hedeflenir. Aksi takdirde hem semptomlar gerilemez hem de kayma miktarında artma meydana gelebilir. Bu sebeple omurganın sabitlenmesi amacıyla vida ve metal çubuk uygulaması yapılır.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçin.
*******************************************************************************************
Sırt Fıtığı (Torasik Disk Hernisi) Nedir?
Sırt fıtığı, sırtın orta kısmında bulunan torasik omurga dediğimiz omurlarda diskin fıtıklaşması veya yırtılması ve yakınındaki sinir köklerine veya omuriliğe baskı yapması durumudur. Torasik omurga, 12 omurdan (T1-T12) oluşur ve göreceli olarak sert ve sınırlı hareket aralığı nedeniyle servikal ve lomber bölgelere kıyasla daha az etkilenir. Ancak, fıtık meydana geldiğinde, bu bölgedeki dar omurilik kanalı nedeniyle önemli nörolojik bulgulara yol açabilir.
Sırt Fıtığı Nasıl Oluşur?
Sırt omurlarındaki disklerin yaşa bağlı aşınma ve yıpranması; düşmeler, motorlu araç kazaları veya spor aktivitelerinden kaynaklanan ani yaralanmalar; kronik tekrarlayan hareketler veya ağır nesnelerin kaldırılması; genetik yatkınlık; özellikle otururken veya kaldırırken sürdürülen kötü postür sırt fıtığının oluşumuna neden olabilir.
Sırt Fıtığının Belirtileri Nelerdir?
Sırt fıtığının en önemli belirtisi orta sırt ağrısıdır.
İlerleyen sırt fıtıklarında ağrı sadece sırt bölgesinde kalmaz, göğüs ve karın çevresine yayılarak bazen kalp ve mide-barsak sorunlarıyla karıştırılabilir.
Sırt fıtıklarında ciddi bası varsa omurilik ezilmesine bağlı olarak yürüme güçlüğü, mesane veya bağırsak kontrol kaybı ve artmış refleksler gibi önemli nörolojik defisitlere neden olabilir.
Sırt Fıtığı Nasıl Teşhis Edilir?
Sırt fıtığı teşhisinde öncelikle hastanın klinik bulguları önemlidir. Belirtiler arasında sırt ağrısı önemlidir ve dikkate alınmalıdır. Fiziki muayene sırasında sırt kaslarının gergin olup olmadığı kontrol edilir.
Radyolojik olarak sırt fıtığının teşhisinde Manyetik Rezonans (MR) altın standarttır. Manyetik Rezonans görüntülemesi ile fıtığın büyüklüğü, omurilik üzerindeki bası ve omurilik sinyallerindeki değişimler belirlenebilmektedir. Omurilik sinyalinde yaşanan değişimler cerrahi müdahale bakımından belirleyici olabilmektedir.
Sırt Fıtığının Tedavisi Nasıldır?
Sırt fıtığı tedavisinde tedavi planı, hastanın semptomlarına, radyolojik bulgulara ve genel sağlık durumuna bağlı olarak belirlenir. Özellikle küçük fıtıklarda yani hastanın ağrısının hafif olduğu, omuriliğin ezilmediği ve omurilikte sinyal kaybının olmadığı durumlarda tedavi bir uzman gözetiminde sırt kaslarının güçlendirilmesidir. Ancak tersi durumlarda yani günlük hayatı olumsuz etkileyecek kadar şiddetli ağrı ve omurilik sinyallerinin bozulduğu durumlarda sırt fıtığına cerrahi müdahale esastır.
Ameliyat dışı tedaviler: İlaçlar: ağrı kesiciler, kas gevşeticiler, sinir ağrısı ilaçları (gabapentin veya pregabalin); fizik tedavi; aktivite değişikliği (semptomları kötüleştiren aktivitelerden kaçınma ve ergonomik düzenlemeler); epidural steroid enjeksiyonlar; ısı ve soğuk tedavisi
Cerrahi tedavi: Cerrahi genellikle diğer tedavi yöntemleri etkisiz olduğunda veya ciddi sinir basısının varlığında özellikle nörolojik bulguların gözlendiği hastalarda öncelikli olarak düşünülmelidir. Cerrahide amaç, fıtığın çıkarılması ve basının ortadan kaldırılmasıdır. Pek çok cerrahi tedavi seçeneği olmakla birlikte minimal invaziv teknikler ilk planda düşünülebilir. Endoskopik cerrahi, sırt fıtıklarının cerrahi tedavisinde de kullanılabilen bir yöntemdir. Bu şekilde hastaların normal hayata dönmeleri çok daha erken zamanda sağlanabilmektedir.
Ameliyat Sonrası Bakım
Ameliyat sonrası bakım, iyileşme için çok önemlidir ve rehabilitasyon, ağrı yönetimi, ve düzenli takip olacak şekilde üç aşamayı içerir.
Ameliyat sonrası bakım, iyileşme için çok önemlidir ve rehabilitasyon, ağrı yönetimi, ve düzenli takip olacak şekilde üç aşamayı içerir.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçin.
************************************************************************************
Omurga ve Omurilik Tümörleri Hakkında Bilgilendirme
Omurga ve omurilik tümörleri, birincil ve ikincil tümörler olmak üzere iki farklı şekilde meydana gelmektedir. Birincil tümörler omurgayı oluşturan yapı sistemindeki hücrelerden kaynaklanır. İkincil tümörler ise diğer organlardan omurgaya yayılan metastatik tümörler olarak sınıflandırılır. Bu tümörler iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilir. Omurilikte baskı oluşturduklarından en sık belirtileri şiddetli ağrıdır, ciddi nörolojik problemlere yol açabilirler: Dolayısıyla tümörlerde erken tanı tedavi açısından hayati önem taşımaktadır.
Omurga ve Omurilik Tümörlerinin Belirtileri
Omurga ve omurilik tümörleri büyüklüklerine ve konumlarına bağlı olarak şu belirtilere yol açabilir:
✔ Sırt, bel veya boyun ağrısı (genellikle geceleri veya istirahatte artan ağrılar)
✔ Kol ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı
✔ Yürüme güçlüğü ve denge kaybı
✔ Bağırsak ve mesane kontrolü problemleri (idrar kaçırma veya yapamama)
✔ Omurga eğriliği ve hareket kısıtlılığı
✔ Sırt, bel veya boyun ağrısı (genellikle geceleri veya istirahatte artan ağrılar)
✔ Kol ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı
✔ Yürüme güçlüğü ve denge kaybı
✔ Bağırsak ve mesane kontrolü problemleri (idrar kaçırma veya yapamama)
✔ Omurga eğriliği ve hareket kısıtlılığı
Belirtiler zamanla ilerleyebilir ve tedavi edilmezse kalıcı sinir hasarına neden olabilir.
Omurga ve Omurilik Tümörlerinin Tanısı
Omurga ve omurilik tümörlerinin teşhisi için Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) gibi ileri görüntüleme teknikleri kullanılır. Kesin tanı için biyopsi yapılması gerekebilir.
Omurga ve Omurilik Tümörlerinin Tedavisi
Omurga ve omurilik tümörlerinin tedavisinde farklı branşların ortak çalışması söz konusudur. Beyin ve Sinir Cerrahisi ile birlikte Nöroloji, Patoloji ve Onkoloji gibi branşların ortak tedavi süreci ile tümörlerin tedavisi yapılır. Tedavi seçenekleri tümörün türüne ve evresine göre değişmektedir. Tedavi cerrahi yöntemlerle veya radyoterapi, kemoterapi gibi yöntemlerle yapılabileceği gibi tüm tedavi yöntemleri bir arada da yapılabilir.
Tümörlerin tedavisinde biyopsi ve patoloji sonuçları, tedavinin seyrini belirlemektedir. Tümörün hangi evrede olduğu, omurganın neresinde olduğu ve hastanın durumu tedavinin başarısını etkiler.
Erken Tanı ile Kalıcı Sinir Hasarını Önleyin
Omurga ve omurilik tümörleri zamanla ilerleyerek ciddi nörolojik sorunlara neden olabilir. Özellikle geçmeyen sırt veya boyun ağrıları, uyuşma, güç kaybı ve yürüme bozuklukları gibi belirtileriniz varsa bir beyin ve sinir cerrahına başvurmanız büyük önem taşır.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Omurga Enfeksiyonları
Omurga enfeksiyonları, omurgadaki kemik yapılar (omurlar), omurlar arasındaki diskler, omuriliği çevreleyen zar veya omuriliğin etrafındaki boşlukta enfeksiyon gelişmesi durumudur. Bu tür enfeksiyonlar ciddi komplikasyonlara yol açabileceğinden erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.
Omurga Enfeksiyonları Kimlerde Daha Sık Görülür?
Omurga enfeksiyonları belirli risk faktörlerine sahip bireylerde daha yaygın olarak görülmektedir. Bunlar arasında:
Yaşlı bireyler
Damar yoluyla uyuşturucu kullananlar
HIV enfeksiyonu taşıyanlar
Uzun süre steroid kullananlar
Diyabet hastaları
Organ nakli geçirenler
Kötü beslenme alışkanlığına sahip olanlar
Kanser hastaları
Bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde, özellikle beslenme bozukluğu, diyabet, HIV enfeksiyonu ve kanser gibi hastalıkların varlığı, enfeksiyon gelişme riskini artırmaktadır.
Omurga Enfeksiyonlarının Belirtileri Nelerdir?
Omurga enfeksiyonlarının erken belirtileri genellikle hafif başlarken zamanla şiddetlenebilir. Yaygın belirtiler şunlardır:
Yüksek ateş
Halsizlik ve yorgunluk
Baş ağrısı
Boyun sertliği
Operasyon yarasında şişlik ve hassasiyet
Kas güçsüzlüğü
Kızarıklık ve akıntı
Şiddetli sırt ve bel ağrısı
Kol ve bacaklarda uyuşma veya his kaybı
Bazı hastalarda nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir ve kas kuvvetinde azalma gözlemlenebilir. Bu tür vakalar acil tıbbi müdahale gerektirir.
Omurga Enfeksiyonları Nasıl Teşhis Edilir?
Omurga enfeksiyonlarının tanısı için öncelikle hastanın ayrıntılı tıbbi öyküsü alınmalı ve fizik muayene yapılmalıdır. Ardından, şu testler uygulanabilir:
Radyolojik Görüntüleme: Kontrastlı ve kontrastsız manyetik rezonans görüntüleme (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) ve röntgen tetkikleri
Kan Testleri: Enfeksiyonun varlığını değerlendirmek için tam kan sayımı ve iltihap belirteçleri
Biyopsi ve Kültür İncelemeleri: Enfekte dokudan alınan örneklerin mikrobiyolojik olarak incelenmesi
Bu yöntemler sayesinde enfeksiyonun kaynağı belirlenerek uygun tedavi planı oluşturulabilir.
Omurga Enfeksiyonlarında Tedavi Seçenekleri
Cerrahi Dışı Tedavi
Genellikle, omurga enfeksiyonlarının tedavisi uzun süreli ve hastane yatışını gerektiren bir süreçtir. Mikrobun türüne bağlı olarak:
Damardan Antibiyotik Tedavisi: 6-8 hafta boyunca uygulanır.
Hareket Kısıtlaması: Omurgada ciddi hareket kısıtlılığı ve ağrı durumunda yatak istirahati önerilebilir.
Hasta takibi, laboratuvar sonuçları ve radyolojik değerlendirmelerle düzenli olarak yapılmalı, tedavi süreci hastanın genel sağlık durumuna göre uyarlanmalıdır.
Cerrahi Tedavi Gerekliliği
Omurga enfeksiyonlarının büyük bir kısmı cerrahi müdahale gerektirmese de bazı durumlarda cerrahi işlem kaçınılmaz olabilir:
Şiddetli nörolojik hasar riski taşıyan hastalar
İleri derecede kemik hasarı veya omurilik basısı tespit edilen vakalar
Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen vakalar
Derin bölgelerden kültür alınması gerektiğinde noninvaziv (endoskopik) yöntemlerle girişim yapılabilir.
Bazı durumlarda cerrahi müdahale enfekte dokunun temizlenmesi veya boşaltılması amacıyla da yapılabilir.
Sonuç
Omurga enfeksiyonları ciddi ve zamanında müdahale gerektiren hastalıklardır. Erken tanı ve uygun tedavi ile hastaların büyük bir kısmı başarılı bir şekilde iyileşebilir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen semptomları yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması önemlidir.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Omurga Kırıkları: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Omurga kırıkları, genellikle yüksek enerjili travmalar sonucunda ortaya çıkan ciddi yaralanmalardır. Özellikle trafik kazaları ve yüksekten düşme gibi durumlar, bu tür kırıkların en yaygın nedenleri arasında yer almaktadır. Omurga kırıklarının %70'i sırt ve bel omurlarında, en sık olarak ise 12. sırt ve 1. bel omurunda görülmektedir. Bu yaralanmalar en çok 18-50 yaş arasında ortaya çıkmakta olup, erkeklerde kadınlara göre dört kat daha fazla rastlanmaktadır.
Omurga Kırıklarının Tipleri ve Belirtileri
Travmanın şiddetine bağlı olarak omurga kırıkları farklı tiplerde ortaya çıkabilir:
Çökme Kırıkları: Omurun ön kısmında meydana gelen bu kırıklar genellikle stabil olup, omurilik basısı oluşturmaz.
Patlama Kırıkları: Omurun her iki tarafının da zarar gördüğü bu kırıklar, omurilik basısına ve ciddi sinir yaralanmalarına neden olabilir.
Kırık ve Çıkıklar: Omurga stabilitesinin tamamen kaybolduğu ve omurilik hasarı riskinin yüksek olduğu durumlardır.
Omurga kırıkları, şiddetli sırt veya bel ağrısı ve kas spazmları ile kendini gösterebilir. Omuriliğin veya sinir köklerinin etkilenmesi halinde; kollarda ve bacaklarda his kaybı, güçsüzlük, idrar veya büyük abdest kontrol kaybı gibi ciddi nörolojik bulgular ortaya çıkabilir. Erken dönemde fark edilmeyen veya uygun tedavi edilmeyen kırıklar ilerleyen zamanlarda kamburluk ya da skolyoz gibi omurga deformitelerine neden olabilir.
Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Omurga kırıklarının tanısı, röntgen, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) incelemeleri ile konulmakta ve tedavi planı buna göre oluşturulmaktadır. Tedavide temel amaç, hastanının kırık öncesindeki yaşam kalitesine yeniden kavuşmasıdır.
Konservatif Tedavi: Omurgada tek bir bölgede oluşan, omurilik veya sinir hasarının gelişmediği, kemikte çökme veya parçalanmanın minimal olduğu hastalarda korse veya alçı tedavisi uygulanabilir. Korse tedavisi, kırığın tipine bağlı olarak 3 aya kadar devam edebilir.
Cerrahi Tedavi: Ağır parçalanma ve çökme kırıkları, omurilik veya sinir hasarının mevcut olduğu durumlarda cerrahi müdahale gereklidir. Omurga, vida, çubuk ve kafes benzeri metal yapılarla sabitlenerek stabil hale getirilir. Cerrahi yaklaşım, omurilik kanalındaki darlık derecesine ve kırığın konumuna bağlı olarak sadece arkadan veya hem önden hem arkadan yapılacak kesilerle gerçekleştirilebilir.
Rehabilitasyon ve İyileşme Sücreci
Cerrahi tedavi sonrası hastaların rehabilitasyonu büyük önem taşır. Omurilik kısmi yaralanmalarında erken dönemde başlanan fizik tedavi programları sayesinde tam veya kısmi iyileşme sağlanabilir.
Omurga kırıklarının erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımları ile hastaların yaşam kalitesi arttırılabilir. Alanında uzman bir beyin ve sinir cerrahisi hekimi tarafından gerçekleştirilecek doğru müdahale ve takip ile hastaların sağlıklarına kavuşması mümkün olmaktadır.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Omurga Kırıklarında Güncel ve Etkili Tedavi Yöntemleri: Vertebroplasti ve Kifoplasti
Omurga kırıkları, özellikle osteoporoz (kemik erimesi) gibi nedenlerle ortaya çıktığında, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Günümüzde vertebroplasti ve kifoplasti gibi minimal invaziv teknikler sayesinde, hastalar daha konforlu ve hızlı bir iyileşme süreci yaşayabilmektedir.
Vertebroplasti ve Kifoplasti Nedir?
Bu iki yöntem, omurga kemiklerini güçlendirmek amacıyla uygulanan, açık cerrahiye kıyasla çok daha düşük risk içeren modern tedavi teknikleridir. İşlem sırasında özel bir iğne aracılığıyla ciltten girilerek kırık bölgeye biyouyumlu özel bir dolgu maddesi (yapay kemik) enjekte edilir.
Hangi Durumlarda Uygulanır?
Vertebroplasti ve kifoplasti en sık osteoporoza bağlı omurga kırıklarında uygulanır. Bunun yanı sıra:
Travmatik omurga kırıkları,
Bazı omurga tümörleri,
Kemik iliğinden numune almak amacıyla biyopsi işlemleri, gibi durumlarda da kullanılabilir.
Omurga Kırıklarının Belirtileri ve Sonuçları
Omurga kırıkları, özellikle osteoporoz kaynaklı ise genellikle ani başlayan şiddetli sırt ve bel ağrıları ile kendini gösterir. Tedavi edilmediğinde, omurgada şekil bozuklukları (örneğin kamburluk – kifoz) gelişebilir. Yaşlı hastalarda bu durum, hareket kısıtlılığına ve uzun süreli yatak istirahatine bağlı olarak akciğer enfeksiyonları, pıhtı oluşumu ve böbrek taşları gibi ek sağlık sorunlarına yol açabilir.
Kifoplasti: Balon Destekli Yapay Kemik Uygulaması
Kifoplasti tekniğinde, çöken omurga kemiği içine balon yerleştirilerek yükseklik artırılır ve ardından kemik çimentosu enjekte edilir. Bu sayede omurun anatomik bütünlüğü mümkün olduğunca korunmuş olur.
En iyi sonuçlar, kırık oluşumundan sonraki ilk 6 hafta içinde elde edilir.
İşlem lokal veya genel anestezi altında yapılabilir.
Minimal risk içerir ve hastalar genellikle 3-4 saat içinde mobilize edilir.
Bu Tekniklerin Avantajları
✅ Hızlı iyileşme süreci: Uzun süreli yatak istirahati ve korse kullanımını gerektirmez.
✅ Ağrı kontrolü: Şiddetli ağrıları hızla azaltır, hastanın günlük yaşantısına dönmesini sağlar.
✅ Düşük komplikasyon riski: Akciğer enfeksiyonları, damar tıkanıklıkları ve hareketsizliğe bağlı sorunlar minimize edilir.
✅ Ağrı kontrolü: Şiddetli ağrıları hızla azaltır, hastanın günlük yaşantısına dönmesini sağlar.
✅ Düşük komplikasyon riski: Akciğer enfeksiyonları, damar tıkanıklıkları ve hareketsizliğe bağlı sorunlar minimize edilir.
📞 Eğer siz veya sevdikleriniz osteoporoza bağlı omurga kırıkları yaşıyor ve hareket kısıtlılığı nedeniyle yaşam kaliteniz düşüyorsa, vertebroplasti ve kifoplasti gibi modern tedavi yöntemleri hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
**************************************************************************************
Periferik Sinir Cerrahisi Nedir?
Periferik sinir sistemi, beyin ve omurilik dışında kalan tüm sinirlerden oluşur. Periferik sinir cerrahisi, akut sinir yaralanmaları, tuzak nöropatiler, sinir kılıfı tümörleri ve periferik sinir hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsayan bir alandır. Periferik sinirlerde oluşan hasarlar, ellerde ve ayaklarda uyuşma, ağrı ve güçsüzlük gibi belirtilere yol açabilir. İleri vakalarda, vücudun diğer bölgeleri de etkilenebilir.
Perierik Sinir Sistemi Hastalıkları ve Belirtileri
Periferik sinir sistemi hastalıkları çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Genellikle geceleri şiddetlenen bu belirtiler, uyku düzenini bozabilir:
Kas güçsüzlüğü ve kramplar
Dokunmaya karşı hassasiyet
Ellerde ve ayaklarda uyuşma, yanma, karıncalanma ve seğirme
Şiddetli ağrı
Koordinasyon eksikliği ve dengesizlik
Motor sinir hasarları kas güçsüzlüğü, seğirme, kramp ve kas kaybına neden olabilirken; duyusal sinir hasarları uyuşma hissi, yanma ve yanlış algılama gibi belirtilere yol açabilir. Örneğin, kişi elinde bir eldiven varmış gibi hissedebilir, ancak gerçekte eldiven takmamıştır.
Periferik Sinir Hasarı ve İyileşme Süreci
Omurilik ve beyinde oluşan yaralanmaların iyileşme süreci oldukça sınırlıdır. Ancak periferik sinirlerdeki hasarlar, doğru tedavi ve zamanında müdahale ile büyük ölçüde iyileşebilir. Sinir kesildiğinde, distal uçtan itibaren dejenerasyona uğrar; bu sürece 'Wallerian Dejenerasyonu' denir. Sinir onarıldığında, sağlam kısım aşağıya doğru büyüyerek yeniden bağlantı kurar. Bu büyüme hızı yaklaşık günde 1 mm, ayda ise 3 cm kadar olabilir. Kaslara ulaşan iyileşmiş sinirler, motor fonksiyonları geri kazandırabilir, ancak bu süreç aylar sürebilir.
Uzun süren iyileşme sürecinde kaslarda atrofi (erime) görülebilir. Bu nedenle hastaların, pasif egzersizlerle eklemlerini hareket ettirerek işlev kaybını önlemeleri önerilir.
Periferik Sinir Tuzaklanmaları ve Tedavi Seçenekleri
Periferik sinir sisteminde sık karşılaşılan hastalıklardan biri de tuzak nöropatilerdir. En yaygın görülen tuzak nöropatiler şunlardır:
Karpal Tünel Sendromu
Ulnar Sinir Sıkışması
Peroneal Sinir Sıkışması
Tarsal Tünel Sendromu
Torasik Çıkış Sendromu
Tuzak nöropatilerde iki temel tedavi yöntemi vardır:
Konservatif (Cerrahi Olmayan) Tedavi:
Etkilenen bölgenin hareketliliğini sınırlamak
Uygun pozisyon almak
Kilo kontrolü sağlamak
Diüretik kullanımı
Lokal steroid enjeksiyonları
B6 ve B12 vitamini takviyeleri
Ortez (bileklik, atel) kullanımı
Cerrahi Tedavi: Konservatif tedaviye rağmen hastanın şikayetleri devam ederse cerrahi müdahale gündeme gelir. Cerrahide amaç, sinirin üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmaktır. Özellikle şiddetli ağrı ve hissizlik durumlarında erken cerrahi tedavi önerilir.
Sonuç
Periferik sinir cerrahisi, sinir hasarlarının onarımı ve sıkışma sendromlarının tedavisinde kritik bir rol oynar. Erken teşhis ve doğru tedavi yöntemleri, hastaların yaşam kalitesini artırabilir. Uzun süren iyileşme sürecinde hastaların sabırlı olmaları ve rehabilitasyon süreçlerine aktif katılım sağlamaları önemlidir.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Tarlov Kistleri
Tarlov kistleri, perinöral veya sakral sinir kökü kistleri olarak da bilinen, omurganın alt bölgesindeki sinir kökleri etrafında oluşan ve beyin omurilik sıvısı (BOS) ile dolu keseciklerdir. Çoğu zaman asemptomatik olup tesadüfen tespit edilse de, bazı hastalarda sinir köklerine baskı yaparak ciddi semptomlara neden olabilir.
Tarlov Kistlerinin Oluşum Nedenleri
Tarlov kistlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, oluşumuna katkıda bulunabilecek bazı faktörler vardır:
Doğumsal Faktörler: Bazı kişiler, spinal sinirlerin meningeal yapılarındaki doğuştan gelen anormallikler nedeniyle kist geliştirmeye yatkın olabilir.
Travma: Düşme, trafik kazaları veya ağır yük kaldırma gibi spinal travmalar, yeni kist oluşumuna veya mevcut kistlerin genişlemesine neden olabilir.
Enflamasyon: Spinal sinirleri etkileyen enflamatuar durumlar, kist gelişimine katkı sağlayabilir.
BOS Basıncının Artması: Beyin omurilik sıvısı basıncını artıran durumlar, kistlerin oluşmasına ve genişlemesine yol açabilir.
Genetik Yatkınlık: Aile geçmişinde Tarlov kisti bulunan bireylerde, bu durum daha sık görülebilir.
Belirtiler
Tarlov kistleri asemptomatik olabileceği gibi, büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak şu belirtilere de neden olabilir:
Lokalize Ağrı: Alt sırt, kalça veya bacaklarda ağırı
Radiküler Ağrı: Sinir kökü basısına bağlı olarak bacağa veya ayağa yayılan ağırı
Uyuşma ve Karıncalanma: Alt ekstremitelerde his kaybı veya karıncalanma
Kas Gücü Kaybı: Bacaklarda zayıflık veya refleks kaybı
Mesane ve Bağırsak Problemleri: İleri vakalarda idrar veya dışkı kontrol problemleri
Cinsel Disfonksiyon: Genital bölgede ağrı veya hissizlik
Tanı Yöntemleri
Tarlov kistlerinin tanısı, klinik değerlendirme ve görüntüleme testleri ile konur:
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Kistlerin büyüklüğünü ve sinir dokularıyla ilişkisini gözlemlemek için en iyi yöntemdir.
Bilgisayarlı Tomografi (CT): Kemik yapılarla ilişkisini değerlendirmek için kullanılabilir.
Miyelografi: Spinal kanala kontrast madde enjekte edilerek kistlerin daha detaylı incelenmesi sağlanabilir.
Sinir İletim Çalışmaları ve Elektromiyografi (EMG): Sinir kökleri üzerindeki fonksiyonel etkileri değerlendirmek için kullanılabilir.
Tedavi Yöntemleri
Ameliyat dışı tedaviler: Semptomlar hafifse veya yoksa, aşağıdaki konservatif yöntemler uygulanabilir: Gözlem, ağrı kesiciler, fizik tedavi, epidural steroid enjeksiyonları
Cerrahi tedavi: Semptomlar ilerlediğinde veya konservatif tedaviler yetersiz kaldığında cerrahi düşünülebilir:
Mikrocerrahi Kist Fenestrasyonu: Kistin BOS baskısını azaltmak için içerdiği sıvının boşaltılması.
Kist Duvarı Rezeksiyonu: Kist duvarının bir kısmının veya tamamının çıkarılması.
Fibrin Yapıştırıcı Enjeksiyonu: Kistin tekrar dolmasını önlemek için uygulanabilir.
Laminektomi: Sinir kökleri üzerindeki basını azaltmak için omurga kemiğinin bir kısmının çıkarılması.
Ameliyat Sonrası Bakım ve Takip
Fizik tedavi, ağrı yönetimi, düzenli takip gerekmektedir.
Tarlov kistleri her hastada farklı seyredebilir, bu nedenle bireyselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturmak önemlidir.
📞 Daha fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.